Yâre Mektup

30 Ekim 2016

Ah can/içim; Bir pencere kenarına oturup yağan yağmur un içime vuran hüznü ile dökülüp saçılan biriyim yine. Gökyüzünü görsen bir nasılda karanlık nasılda saklamış sen gibi bakan (mehlika)yı. İçimde garip bir ürperti var,ellerim buz gibi yine gözlerimden düşen damlaları iki elimin tersi ile siliyorum da korkuyorum sana yazılan bir harfi kirletirler diye. Uykusuzum yine gece ile gündüz ü hep karıştıran biriyim işte. Gece ayaz, yokluğun da üzerine yağınca (off)çekilmiyor buraların karanlığı da hiç. Sensizlikle büyüttüğüm düşlerimi bile kıskanıyorum bazen, İçime öyle büyük bir yüklemişim ki,ağırlığını taşıyamıyorum be sevdiğim. Hayatın son sözlerini söylediği her güne oysa ne çok söyleyecek sözlerim vardı benim de bir bilsen. Ne çok kızgınım ve ne çok dargın bakıyorum. Yine de ellerimle sol yanımın üstüne şöyle ağırlığımca bastırıyorum.(Sus)diyorum içimdeki kora,(sus)diyorum bedenimdeki ince ağrıya ve hep gözlerime kızıyorum sildikçe gözyaşlarımı işte. Soğudu burada havalar ama içimin ayazı kadar daha titretmedi beni. Öyle yalınayak adımlıyorum bazen kaldırımları,bazen varlığının dokunduğu tüm meskenlere gidiyor öylece bekliyorum. Üşüyen ellerimi senden sonra sevmeye başladığım sıcak bir çayın ince beline dokunarak ısıtıyorum. Ve gözlerim dalıyor istemeden uzaklara (sanki)çıkıp gelecekmişsin gibi hiç bilmediğim uzakları seyrederken yazıyorum sana en hüzün yanığı kokan şiirimi. Biliyor musun? En çokta şiir yazarken ağlıyorum. sanki sevdiği elinden alınmış, sanki yüreğinin tam ortasına bir kurşun sıkılmış ve sanki martta bir aşk ı kefenlemiş biri gibi. Ağlıyor ağlıyor sonra da tüm hırsımı kalem ve kağıttan alıyorum. Ne çok özledim bir ( aşk)şiirini yine aynı anda beraberce dinlemeyi. Ve ne çok isterdim bir şiirin içinde yine sevda ma düşen güzellikleri sen diye karalamayı. Sıkı giyin üzerini bir ayrılığın arefesi gibi üşüme sende,biliyorum adıma şiir yazmayalı,kimbilir adımı bile anmayalı hayli zaman geçti. Unuturum diyerek gidenler hep bir gün hatırlayarak geri dönerler sevdiğim. Ah be hayat diyorum,seni başa alma şansım olsaydı keşke. Hiç sevmediğim (keşke)lere bile kurban etmeden beni yeniden yazsaydım bu hayat romanını. Son sözü hep hayata verdikçe alacaklı kalmalara geç kalmasaydım; ya da hiç dokunmasaydı yüreğime. Buzdan duvarlarının ağlarını üzerime örmeseydi. Ağrısı gönlüme derdi ömrüme dolan sevdiğim; hangi ayrılık şiirine nikah kıydın. Nasıl bir ateş yaktın ki içime harlandıkça koru yüreğimin orta yerinde yanıp durur işte. Ah benim içimde ki a(nım); insan kimde kıymetliyse onda ömürlük yaşar. Saklı emanetime iyi bak sevgi li,mesela: yüreğini aşk bildiğin değerlerle heder etme. mesela,sıcaklığımı bıraktığım ellerimi b aşk a ellerin gölgesinde ısıtma. mesela gözlerine bıraktığım hüznü b aşk a gözlerin gölgesin de üşütme. Adıma kaleminden kelamlarınla süslediğin hiçbir şiirin altına b aşk a bir adres(isim)yazma. Mesela sen en iyisi bizim (hatıramıza)kıyma. İçim deki büyüklüğün değerli kalsın. Kurban olduğum. Ben seni kimseye emanet etmiyorum. Ben seni yaradana emanet ediyorum. Yüreğine ömrümden bir ömür diliyorum. Yağmurdan sonra gelen adam! S/E/N/İ S/E/V/İ/Y/O/R/U/M FUNDA SAĞLAM (Pazar gece sinden) 30/EKİM/2016